Kılıçdaroğlu’ndan “300 milyar dolarlık yatırım” açıklaması

Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Ben Londra’ya gittim. Temiz para var, fonlar var. Fonlarla görüştüm. 300 milyar dolar beş yıl içinde Türkiye’ye gelecek ve yatırım yapılacak.” dedi.

Kılıçdaroğlu, Sözcü TV canlı yayınında “Liderler Özel” programında, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

“SİYASET AYRI İNSAN SAĞLIĞI AYRI”

“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dün televizyon yayını esnasında geçirdiği küçük rahatsızlıktan ötürü geçmiş olsun dileğinizi paylaştınız. Erdoğan, sosyal medya hesabından ‘Aziz milletimize teşekkür ederim’ minvalinde konuştu ancak muhalefet liderlerine özgü bir şey söylemedi. Ne söylemek istersiniz?” sorusuna Kılıçdaroğlu, “Biz de milletin bir parçasıyız. Olumsuz yorumlamıyorum kişisel olarak. Ben rahatsızlığını duyduğum andan itibaren bir twitle geçmiş olsun dileklerimi ilettim.” cevabını verdi.

Kılıçdaroğlu, siyasetin ayrı, insanların sağlığının ayrı olduğunu dile getirerek “Siyaseten rakip olabiliriz ama sonuçta rakiplerimizin de sağlıklı olmasını, iyi olmasını isteriz. Olması gereken de bu zaten.” diye konuştu.

“Seçim sürecinde meydanların dili nasıl?” sorusuna karşılık Kılıçdaroğlu, yaklaşık 2,5 yıldır ziyaretler yaptığını, seçim tarihi belli olduğu için artık çok daha geniş kitlelere ulaşmaları gerektiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, geçmişteki seçim vaatlerinin bir kısmının iktidar tarafından yerine getirildiğini, bunların iktidar tarafından daha dikkatli dinlendiğini dile getirdi.

“HALKIN HAKEMLİĞİNDEN KOPTULAR”

“Liderler arasında seçim ortamında gerilim var. Sizi en çok üzen açıklama ne oldu?” sorusu üzerine Kemal Kılıçdaroğlu, iktidarda olan bir partinin topluma mesajlarının daha kucaklayıcı olması gerektiğini belirtti.

Kılıçdaroğlu, iktidarın ayrıştırıcı bir dil kullandığını ve bu dilin toplumun değişik kesimlerine daha sert biçimde yansıdığını savunarak “Tamamen kutuplaşan ve birbirini düşman gibi gören bir anlayışın egemen olması, beni en çok üzen olay. Oysa biz insani olarak bir arada pekala tartışabiliriz. Halkın hakemliğinden koptular.” dedi.

Bir politikacının en çok sağlıklı ve tutarlı eleştiriye ihtiyacının bulunduğunu, eleştiriyle kendi eksiğini görüp düzeltmeye çalışabileceğini ifade eden Kılıçdaroğlu, “Siyasi liderlerin kavga etmemesi lazım. Hepimizin ortak amacı ne? Ülkeye hizmet etmek. Ülkeye hizmet etmekse iyilikte yarışmalıyız. Niye kavga ediyoruz? Kavganın bir nedeni yok ki. Kavgada kullanılan diller toplumun ayrışması, kutuplaşması, yanlış politikaların belli bir kesim tarafından ısrarla takip edilmesi. Öyle bir noktaya gelindi ki iktidar sahipleri bu yanlışlığı sadece kendi dünyalarında ve sadece topluma yansıtmakla kalmadılar devletin kadrolarına da yansıttılar.” değerlendirmesini yaptı.

“Beni temelde üzen nokta, iktidardaki siyasi partinin devletleşmiş olmasıdır.” diyen Kılıçdaroğlu, partinin ve devletin ayrı olduğunu söyledi.

“YSK’YA GÜVENMİYORUZ”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, sandık güvenliğine ilişkin bir soruya karşılık, “1,5 yıldır seçim güvenliği için çalışıyoruz. Açık ve net söyleyeyim, Yüksek Seçim Kuruluna güvenmiyoruz. Yani yargıçlar var orada ama güvenmiyoruz.” dedi.

Yargıda ciddi bir bozulma olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “Bunun bu ülkenin saygın yargıçları farkındalar. Onlar da bunu en azından kapalı toplantılarda dile getiriyorlar. Hatta Yargıtay Başkanı yargıya olan güvenin, yüzde 30’lara düştüğünü de bir toplantıda ifade etmişti. Devletin kolonlarını tahrip ettiler. Yargı bu kolonlardan birisidir. Adaleti yıprattığınız andan itibaren devleti çökertmiş oluyorsunuz.” diye konuştu.

Türkiye’deki sandık alanları ve sandık sayılarıyla ilgili veriler üzerinde çalışmalarını yaptıklarını aktaran Kılıçdaroğlu, Türkiye genelindeki sandık görevlilerinin eğitime alındığını anlattı. Kemal Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Sandık başında nasıl duracaklar, sayım sırasında, oylama sırasında ne yapacaklar, sayım olduğu zaman dışarı çıkmayacaklar, tutanaklara dikkatli bir şekilde bakılacak. Rakamlar başka bir belgeye aktarılırken ona dikkat edilecek, baştan imzalanmayacak. İmzaladıktan sonra cep telefonuyla fotoğrafını çekecek ve genel merkezime gönderecek. Bu konuda bizim binlerce arkadaşımız eğitildi. Sadece CHP için söylüyorum, diğer partilerin de buna benzer çalışmaları var. Dolayısıyla ıslak tutanağın fotoğrafını çekip bize gönderdikten sonra o çuvalların nakliyle de arkadaşlar ilgilenecekler.

Biz Yüksek Seçim Kurulunun kararını ve onun rakamlarını… Çünkü biz Anadolu Ajansına da güvenmiyoruz. Malum son seçimlerde İstanbul seçimlerinde bazı verileri vermemeye başladı Anadolu Ajansı. Yüksek Seçim Kurulu durdu verileri vermiyor ama bizim arkadaşlarımızın her birisi sandık görevlisiyken tutanaklar vardı elimizde ve biz kazanacağımızı biliyorduk. Buna benzer bir çalışma yani bir ön deneyim oldu. Şunu rahat söyleyebilirim. Cumhuriyet tarihinde ilk kez siyasal parti bu kadar seçim sandıklarıyla ilgili geniş ve güvenli bir önlem aldı.”

Bir soru üzerine Kılıçdaroğlu, her sandığın ıslak imzalı tutanağının genel merkeze gönderileceğini bildirdi.

Seçim gecesinin nasıl olacağına ilişkin de çalışmalarının bulunduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, bazı baroların her bir okula gönüllü avukat görevlendirdiğini, sorun çıkması halinde duruma müdahil olunacağını kaydetti.

“Köylerin bir bölümünde partinizin üyeleri olmadığı için sandık görevlileriniz de olmuyor. Bunu nasıl sağlayacaksınız?” sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, “200 bin sandıktan yüzde 90’ın üzerinde görevlimiz var. Gönüllü arkadaşlar var. Gidip sandığın başında gönüllü olarak kalabilir. Önemli olan orada bulmak. Eğer orada bulunamazsa gönüllü arkadaşları göndereceğiz.” ifadelerini kullandı.

Ekonomi ve hayat pahalılığına ilişkin bir soruya da Kılıçdaroğlu, “Bu ülkede soğan bile alınamayacak noktaya geliniyorsa, meyveler, sebzeler, taneyle satılmaya başlandıysa ve bir tarım ülkesi olan zengin toprakları olan bir ülke nasıl olur da bu pozisyona gelir?” dedi.

“300 MİLYAR DOLAR DEDİM AMA ÇOK DAHA BÜYÜK RAKAMLAR GELECEK”

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “300 milyar dolarlık yatırım” vaadiyle ilgili bir soruya şu yanıtı verdi:

“Beş yıl içinde 300 milyar dolar para gelecek. Temiz para gelecek. Öyle uyuşturucu baronlarının paraları değil. Kirli para değil.

Ben gittim doğru, Londra’ya gittim. Temiz para var, fonlar var. Fonlarla görüştüm. ‘Eğer siz demokratikleşirseniz can ve mal güvenliği olursa adalet, hukukun üstünlüğü olursa, bir haksızlıkla karşılaşırsak mahkemeye başvurursak hakkımızı alabilirsek biz geliriz Türkiye’de yatırım yaparız’ dediler. 300 milyar dolar beş yıl içinde Türkiye’ye gelecek ve yatırım yapılacak. Biz yatırım alanlarını da belirledik.”

Kılıçdaroğlu, Türkiye’de herkesin yatırım yapmayı istediğini belirterek, adalet, hukuk olmadığı için kimsenin gelemediğini savundu.

Rüşvetsiz iş yapılmadığını ileri süren Kılıçdaroğlu, devlet rüşvetten arındırıldığı zaman yatırımcının gelip yatırımını yapabileceğini söyledi. Kılıçdaroğlu, “O kadar büyük fonlar var ki bekliyor. Ben 300 milyar dedim ama çok daha büyük rakamlar Türkiye’ye gelecek. Yeter ki dürüst, adaletli bir yönetim olsun.” diye konuştu.

“BİRİNCİ TURDA BU İŞ BİTECEK”

Cumhurbaşkanı seçilmesi halinde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı yardımcısı olacağı hatırlatılan Kılıçdaroğlu, bu durumdan son derece memnun olduğunu söyledi.

Kılıçdaroğlu, “Seçimin birinci turda sonuçlanacağını düşünüyor musunuz?” sorusuna, “Seçim ikinci tura kalmaz, birinci turda sonuçlanır. Birinci turda bu iş bitecek. Çünkü ben bu ülkenin gençlerine güveniyorum.” cevabını verdi.

Gençlerin ülke yönetiminden memnun olmadığını iddia eden Kılıçdaroğlu, “Gençlere şunu söylüyorum, eğer siz sandığa gider, otoriter bir yönetimi demokratik yollarla değiştirirseniz dünya siyaset tarihine çok güzel bir armağan bırakmış olacaksınız.” dedi.

Kılıçdaroğlu, “Cumhurbaşkanlığını kazandığınız ancak parlamentoda Cumhur İttifakı’nın çoğunluğu elde ettiği bir tabloyla karşılaşırsanız özellikle parlamenter sistemi geri getirmeyi vadeden Millet İttifakı adına eylem planınız nasıl olur?” sorusu üzerine şöyle konuştu:

“Parlamentoda çoğunluğu alacağız, güçlendirilmiş parlamenter sistemi savunanlar bu çoğunluğu alacak. AK Partililer de Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi isteyecekler. Çünkü parlamentoda olduklarında tabloyu gördüler, siyaset yapamıyorlar, siyaset yapma hakları ellerinden alındı. Belki kamuoyunun önünde bunu çok net ifade etmiyorlar ama arkadaşlar görüşüyorlar, parlamentoda konuşuyorlar, var olan sistemin kendilerinin siyaset yapma haklarını tümüyle ellerinden aldığını, siyaset yapamaz noktaya getirdiğini, iradelerinin ipotek altına alındığını onlar da söylüyorlar.”

“ÇOK FARKLI BİR TÜRKİYE DÜŞÜNÜYORUZ”

Türkiye’ye “gerçek demokrasi”yi getireceklerini söyleyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Partiler arasında uzlaşma kültürünü getireceğiz. Parlamentoya yasa gönderirken mutlaka sivil toplum örgütünün görüşünü alacağız. Her düzenlemeyi Ekonomik Sosyal Konseyin önüne götüreceğiz. Dolayısıyla toplumu dışlamadan, mesela esnafla ilgili bir düzenleme yapacaksak, mutlaka hem esnafın, birliklerin aynı zamanda o konudaki meslek kuruluşları dışında sivil toplum örgütlerinin de görüşleri alınacak. Bunlar aynı zamanda komisyonlarda konuşma hakkına da sahip olacak. Yani çok farklı bir Türkiye düşünüyoruz.”

“İKTİDARA GELDİĞİMİZDE NE YAPACAĞIMIZ BELLİ”

Kılıçdaroğlu, altılı masanın hazırladığı ortak mutabakat metninin aynı zamanda hükümet programı olacağının altını çizerek, “Farklı görüşlerde olmasına karşın 6 lider, 2 bin 400 temel madde konusunda uzlaştık ve ‘Bunları hayata geçireceğiz’ dedik. Dolayısıyla iktidara geldiğimizde ne yapacağımız belli.” ifadelerini kullandı.

“Taşeron işçi sorununu çözecek misiniz?” sorusunu cevaplayan Kılıçdaroğlu, “Devlet taşeron işçi çalıştırmaz, devlet kadrolu işçi çalıştırır. Devletsiniz, ne demek taşeron işçi? Devlet, ücretli öğretmen, sözleşmeli öğretmen çalıştırmaz, kadrolu öğretmen çalıştırır.” dedi.

“DİYANET’İ KURAN CHP, BNİYE KAPATALIM?”

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “muhalefetin seçimi kazanması halinde Diyanet İşleri Başkanlığını kaldıracağı” yönündeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine, şunları söyledi:

“Bunu duyduğumda şaşırdım, ‘Diyaneti kapatacağız’ diye bunu kim söylemiş? Diyanet İşleri Başkanlığını kuran CHP, niye kapatalım? Akıl var mantık var, tam tersine güçlendirilmesi lazım. Diyanet İşleri Başkanlığının topluma hizmet etmesi lazım, topluma sevgiyi, saygıyı öğretmesi lazım. En büyük arzumuz bu.”

“SAVUNMA SANAYİİ MİLLİ MESELE, PARTİSİ OLMAZ”

Kılıçdaroğlu, bir soruyu yanıtlarken, “Sanki savunma sanayisini onlar kurdu, ondan önce hiç yoktu. Savunma sanayisine dolaylı olarak sanki karşıymışız gibi algı yaratmaya çalışıyorlar. Savunma sanayisi milli bir meseledir, bunun partisi olmaz. Ülkenin çıkarı neredeyse o olur.” dedi.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*